Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hasretin!

Sustum Özledim Özledim Kustum Puslu bir vadide yalnızlığa koştum Haykırdım, Çığlıktım; Dostlarım vardı bir zaman Paylaştığım sırlarım Şimdi dumana döndüm İçten içe yandım Veda ettiğim şehirler Hatırımda kalmadı Yürüdüğüm Ne sokaklar  Nede dibinde sigara içtiğim sokak lambaları Yarama melhem olmadı Koştum Olmadı Durdum Olmadı Hiç Bir bandaj yaralarım sarmadı Yokluğun Kafa yapıyor şimdi Geçmiş bir film gibi geri sarıyor Yaşanmış Anılar geliyor aklıma Beynimde sirenler çalıyor Boğazımda bir yumru hasretin Öksürsem Çıkmıyor Yutkunsam gitmiyor Süleyman Yılmaz 14.05.2015

Nerde Tükettim kendimi?

Nerede kayboldum ben? Bir çift ela gözün buğusundamı? Sevdanın en derin kuyusundamı? Nerede sabahladım ben? Bir Hurinin Rüyasındamı? Bir İhtiyarın cigarasındamı? Nerde yaktım kendimi? İbrahimin ateşindemi? İblisin cehennemindemi? Nerde Tükettim kendimi? Meyhanelerdemi? Hücrelerde böceklermi yedi Yüreğimi? Neden sağlıklı düşünemiyorum, Ne dağıttı beynimi? Neydi Yok olmama sebep olan? Hangi dava uğruna harcadım gençliğimi? Nerde Yanlış Yaptım? Nedir bu pişmanlıklarım, Nasıl Çıkarım bu gece karanlığından? Hangi cümleler tarif eder Halimi? Kime Nasıl anlatabilirim derdimi?. Süleyman Yılmaz 05.05.2017  00:49  

Gözün Aydın olsun!

Bir acemi aşığım Dilim Konuşmaz dolaşır Ayrılıktır çekilir Belki yürek alışır Fukarının nesi olur bilinmez yoklukla bile avunur Şimdi yokluğunda avunan ben Gözün Aydın olsun, Vaz geçtim senden İdamlık bir mahkum gibi celladımı beklerken bir öpücük aldım son hediyenden Alır götürür beni doğrudur Yaşanmış anılarımız vardır Bilirim unutması zordur Sevdan bir ateş değil kordur Yana yana yaşanır biliyormusun Ben duramadım  Sen verdiğin sözde duruyormusun Kokuyormusun yine buram buram aşk,  Tütüyormusun. Süleyman Yılmaz 05.05.2017  00:24

Yaralar elbet sarılır Amma!

Ne adımı anan kalır ne sesimi duyan Sevdiğim Sensiz olmaz Uyan artık Uyan Kapılıp bir meculün peşine Giden sendin ben değil Yaralar elbet sarılır amma Bu vuslatın yarası kolay değil Sol yanında bir ağrı hissedersin Soldan vurulmuşsundur titrersin Titrerde düşersin soğuk hücrelerde İnsanlığından bile nefret edersin Tırnakların Sökülse acımaz canın okadar Sevda yakmaz kor edermiş Adalet ucuz olamaz bu kadar Sen büyütürsünde İçinde, El hiç edermiş Süleymanın Özüm ne ise sözümde odur Düşme sevdaların peşine Yerli yerince otur Bir muamma peşinde savrulur durursun Cahile civeleğe son Sözüm budur Süleyman Yılmaz 04.05.2017

Of!

Alır götürür beni Yaşanmış sevdalar Yaşlanmış insanlar anlatır, Umutlanırım Birgün Dünyanın daha güzel olacağına inanırım Ne sızım diner, Ne derdim biter Bir türküdür sevmeler söylenir İçlenir Duygulu kişiler Bir türkü dinleyince Derinden of çekenlerdenim Bir Çocuğun gülüşünde Yaşama sımsıkı sarınlanlardanım Bırakıp gitsede en sevdiklerim Sevmeye devam edenlerdenim. Biliyormusun, Bana göre bir sigara gibidir seven Yanar Durur içten içten Sona doğru izmarittir  ezilip söndürülecektir  Yoktur elinden gelen Bana göre bir rakı şişesidir seven Yüreğe işler Bazen dökülüp gider  Sonunda kırılır Sen Hiç şişe gördünmü  Sarılıp sarmalanan Özenilen. 21.04.2017 Süleyman Yılmaz özenilen

BİL İSTEDİM!

Gidersin Buralardan elbet  Sonra öcünmü kalır alınacak  Gücün mü kalır tutunacak bilinmez Adını anan mı kalır, Varmı yasını tutacak bir anan Varsa ağlar ardından da göz yaşı dinmez Gidenle gidilmez,  Ölenle ölünmez akıllı ol Sevdadır can alır bilirim amma Öldürmez, Yaşatmazda Zabt ettiğin şehirlere benzemez Bir yüreği zabt etmek Başladımı bitmek bilmez, Zordur ayrılığı sindirmek Ara sıra sesi Çalınır kulaklarına Gözlerin dalar gider doruklarına Şimdi Uçurumun Kenarındaki senmisin Karmı yağmış kanatlarına Hadi uç uçabilirsen Devranı durdur, Tut gideni tutabilirsen Herkesi Sustur Ama zordur! Bil istedim. 19 04 2017 Süleyman yılmaz

ŞİMDİ SEN GELSEN

ŞİMDİ SEN GELSEN Geceler uzar gider Yol Kahrıdır çekilir yolda biter oy sevdiğim bu kara sevda Yürek yangın yeri nasıl söner Derdini Avuçlasam  Gömsem yüreğime derdim olsa Saçlarını Tutsam  Çeksem içime Kokusunu dermanım olsa Şurada dursun, Lanet Olsun Olmaz olsun eğer sevda buysa Çıksam Dağlarada Yem olsam Kurda kuşa Acımdan ölsem bile Eyvallahım olmasın Haramzadeye puşta Şimdi sen gelsen sevidiğim Ben halaya dursam Sensiz doğan güneşi neyleyim Gık ım çıkmaz karanlıkta kalsam Muazzam öğrendim acılar çekmeyi öğrendim için kan ağlarken gülmeyi öğrendim yüreğin kal derken ayaklarınla gitmeyi Öğrendim Bir yumru iken sevdan boğazımda, Git demeyi Boynumdaki Beyaz atkıyı çıkardım attım Tespihimin ipi koptu Dağıldı bende dağıldım Dönüp arkamı bakmadım Yandı yürek bir kere Bu Ateşe ben bile bile atladım Şimdi viraneye benzer deli gönlüm Şuramda yokluğunun acısı Hayat geldi geçiyor,  Yaşandı Acısı tatlısı Sevd...

MERHABA

Her sabah hasretinle uyanıyorum Kara Bulutlar çöküyor üzerime  merhaba diyorum her sabah güne kucak dolusu sevgilerle Merhaba Pencereyi açıyorum, Güneş vuruyor yüzüme  Çocukluğum geliyor hayallerime O saf tertemiz Dünyam sanada, Merhaba, Çocukken misket oynardık okulun Bahçesinde Bize bakardı da güller açardı güneşin bile çehresinde Ne sevda yanığı, Ne terk edilmişlik Ne itilmişlik, ne kakılmışlık umurumuzdaydı Avunuyorduk Hayallerimizle, Mesela sen yoktun o zaman,  dert tasa yoktu içimde. Bir gün Çıka geldin geçiver din önümden ben vuruldum çifte misali gözlerinden soğuk sular boşalmıştı sanki üzerimden Bir dokunuştu bu kalbime en derinlerden Sustum konuşamamıştım Yandım ama bağıramamıştım Düğümlenmişti elim ayağım da adım bile atamamıştım Coşkun Çocuk derlerdi Suskun çocuk demeye başladılar Karşımda titreyenler cesaret buldular Her fırsatta taşladılar, Sevda neydi? Mahşeri bir karanlıkmı? Suskun...

GİDİŞİNLE!

Sana Bir söz vermiştim hatırlarmısın ölünce unuturum demiştim Şaka değildi biliyormusun Hatta az söylemişim öldüm yine unutamıyorum Attığım adımlar boş şimdi Peş pe şe yaktığım Sigaraların tadı yok Hayat Buz kesti  İçimde sıcaklığın yok Yaşarken ölürmü insan derdim Bu lafı duyduğum yerde dalga geçerdim Biri giderse diğeri gelir derdim Gidenin yeri dolmuyormuş Yaşadım ve öğrendim Şimdi yaşlı gözlerim Yas dolu sözlerim var Ağrıyan Titrek dizlerim Kaderime sitemim var. 02.04.2017 SÜLEYMAN YILMAZ

ÇOCUKTUK!

Çocuktuk Adeta yoktuk Saçma sapan şeylere ağladığımız olurdu Gerekli gereksiz dolardı gözlerimiz anlamsız cümlelerde kurabilirdik Gereksiz kavgalarımız olurdu Kanımız coşkundu Mahallemiz Gecekonduluktu Ama yolumuz doğruluktu. Abilerimizden alırdık delikanlılık derslerini Racon kesmeyi Filmlerden öğrendik Ama en çok inek şabanı severdik Maç yapardık yorulurduk ekmek arasına turşu koydururduk apar topar atıştırır yine sahaya koştururduk kimisi zübbe derdi, kimisi serseri Ama biz biliyorduk, Çocuktuk. Aşık Olduk savrulduk Şiirlerle türkülerle avunduk Arkadaşlarımız vardı bir birimize tutunduk sonra bizde büyüdük Hayat tarafından yutulduk her birimiz bir yere savrulduk Evlenenlerimiz oldu Ayrılanlarımızda Kazık kadar adam olduk Baba olduk, Asker olduk, Polis Olduk, Şehit Olduk Ne olmadık ki eylemci olduk, Grevci Gözlemci olduk, Ama gerçekte sadece Maşa olduk Ayak olduk. 02.04.2017  02:01 SÜLEYMAN YILMAZ

Geriye Kalan

Ölüm bir kor gibi yakar bazen yüreğimizi peşine düştüğümüz sevdalarımız olur Yaşanmamışlıklarımızda vardır bazen Yaşanmışsa zaten adı pişmanlık olur Derdine düştüğümüz dostlarımız vardır İçine düştüğümüz davalarımız Kusamadığımız Kinimiz vardır Çaresiz kalınca sığındığımız Allahımız birde Yürek yangın yeri olur Tutuşurda bir sevdanın peşine Bırakıp giden sevdalarımız olur  ne kalırki sonra geriye, Dedikya pişmanlıklarımız Yaşanmamışlarımız Dostlarla Güzel anılarımız birde. Süleyman Yılmaz 01.04.2017

DÜŞLER TARLASI

DÜŞLER TARLASI Bir çift ela göze vurulduğum da,  uçsuz bucak sız bi çölü aşmaya,  gönüllü bir körün cesareti vardı bende.  gemileri sevdiğim kızın kapısına dayıycakkadar hünerli, her gece onun uykularına girecekkadar sevdalıydım. kalbinin şatosundan içeri süzülürken, muafızları bir yumrukla yere serecekkadar kudretliydim.   sevdamı yitirdiğim o ilk günler baş ka dünyalardaydım,  kapıları kilitledi bütüm umutlar.  her sabh sevdamın kokusunda uyandım, ne şarkılar fayda etti nede yumrukladığım duvarlar. hangi sevda yarasına derman bulunmuşki,  benimkine bulsunlar.     üstünden atlayıp kendi cesaratimin  mahşer günün arefesinde kala kaldım,  bu şehir her gece üstüme yıkılırken,  içimdeki sevdadan gururdan olacak  dimdik ayakta kalmayı başardım. sevdamın özgür kuşları her gece alnından vuruldu,  kiralık coşkular bile yüz vermedi bana,  ruhum bedenimi taşımaktan yoruldu. uz...

YORGUN

Gök Kuşağına bakar gibi bakardım gözlerine Kıymetlimdi onlar benim Hiç Unutamadığım hayaliyle uykuya daldığım Kırkı çıkmamış bir bebeğe dokunur gibi dokunurdum ellerine mecalimdi onlar benim Sımsıkı tutamadığım Bırakıpta gidemediğim Şimdi Yıllar yollar var aramızda Yorgun Bakışlı gözler Tutulamamış sözler var Aramızda Silemediğimiz izler, Her güne sığdırdığım üç Paket sigaram Hayallerim var Gidişinle yıkılan Dualarım var her dakika tekrarlanan Mutlu ol huzurlu ol ben olayım Ateşlerde yanan. ben olayım öyle her an bitap hep perişan S.YILMAZ 25.02.2017

Yok Yok

YOK YOK (Burası Türkiye) Yalnız kaldım tutunacak dalım yok Ağır bir kavgadan yeni çıkmışım Yaramı saracak kimse yok Direnmişim ezilmişim olsun gözüm olsun Bir uğurda ise eğer hiçte önemi yok Yakıp mangal dağlarda İnip şehre barlarda alem eden kendini hepten içkiye veren Gücünü ele yetiremeyip ailesine eziyet eden Ar damarı çatlamış geyikler çok   Şerefsizi vurup hapse düşen Zorbanın önüne geçip yeter gayrı diyen Gerekirse ekmeğine soğan dürüp yiyen Yiğitler çok mertler ler çok Burası türkiye canlar burda yok yok  Süleyman YILMAZ

Tuğla

Tuğla Bu gece Hasretimin doruk noktasındayım, Canım Acıyor kafam bozuk'ki O biçim Gurbetin kırkıncı günündeyim, Kafama da Koca bir tuğla düştü ne deyim. Boynum Kan,Gömlek Kan, Şapkam Kafamdan fırlamış o an  Karanlık Düşünceler içindeyim. Sadece gözlerim ışığı arayan adalet arayan Mesleğimiz Amelelik, İşçilik Her günümüz ayrı rezillik  bize yakışmaz mıydı Müdürlük beylik Madem yaşamak bize çoktu gardaş Bu dünyaya niye geldik Süleyman Yılmaz 02 02 2002